Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2015 Çarşamba

Sergüzeşt-i Kitap

Evvela şunu belirteyim: bu ve devamındaki yazıların kitap eleştirisi olmak gibi bir amacı, iddiası yok. Sadece kişisel şeyler anlatıyor. Bu şeyleri anlatırken arada sırada da kitaplarla ilgili yorumlarım vs da olacak ister istemez. 
Uzun zamandır bir şeyler yazmıyorum, paslanmış olabilirim. Affola efendim…

10 Kasım 2011 Perşembe

The Grumpy Specter


It was a nasty autumn morning with rain sprinkling down on people like peanut-piss when I died. Mine was an ordinary death, as ordinary as the death of a great leader could get of course. I have been warned many times by the doctors to quit the two pleasures that I had in this life as if to put my white and wrinkled body more to the test of time. But what else is a single man of my age left to mingle with other than his tobacco and alcohol? And they were good companions too… not pretentious and talkative but elegant and graceful in their silent camaraderie.


13 Ağustos 2011 Cumartesi

Mekanikleşen İletişim ve Homo Narrator


Hepimizin anlatacak hikayesi var… peki ya dinleyecek ve yorumlayacak kimsesi? İşte bu yazıya konu olan problem, tek cümlede bu şekilde özetlenebilir... Bu makalede hikaye anlatımının yapıcı ve düzeni olumlayıcı olduğu kadar düzeni yıkıcı ve ideolojilere yaklaşımında yapıbozumcu yanlarına dikkat çekmeyi amaçlıyorum. Bu yönüyle makale, kimi zaman karamsar sayılabilecek analizlere yer veriyor, fakat asıl amacım, bu karamsarlığın içerisinde insanların sahip olduğu başlıca silahlar olan (dile dayalı) iletişim ve hayalgücü üzerinden kaçış yollarının hala mümkün olduğunu gösterebilmek. Sorunsallaştırdığım temel öge yalnızlık veya yabancılaşma ise eğer, ki bunu varoluşsal bir yalnızlık ve insanın kendine yabancılaşması olarak ele alabiliriz, bizi bu post-modern addedilen çağda yalnızlaştıran, benliğimizden uzaklaştıran, yaratıcılığımızı kısıtlayan ve iletişim kanallarımızı tıkayan kir ve pası hep birlikte çözümlemek eğilimindeyim. Hep birlikte, çünkü temel edindiğim egzersizin, tek sesli ve monoton bir şekilde değil de, diyalojik, yani farklı ses ve yorumlara kulak kabartarak ve bu ses ve yorumları mümkünse sizlere anlatır gibi yazıya aktararak biraz olsun başarıya ulaşabileceği inancı ile yola çıkıyorum. Bu yazıyı teorik bir tabana oturtmak istersek eğer, bir nevi Mikhail Bakhtin’in yolundan amatörce gidiyorum diyelim.
Biz kimiz? “Homo who?”