Kitap Eleştirisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Eleştirisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2011 Salı

The perils of ‘too successful’ marketing, or why Turks don’t like Orhan Pamuk


Alper H. YAĞCI


A foreign friend of mine has recently asked me the question and I am writing this essay as an attempt at an answer: Why is it so difficult to find a fan of Orhan Pamuk in Turkey? We have a veritable puzzle: The man is a Nobel laureate, considered worldwide as one of the major writers of his generation and, for that matter, he is a best-seller in the country in question. Yet, when you ask a literate Turk about Pamuk, the answer you are likely to hear is, “I gave up his book after fifty pages or so.” Who is buying all those books, and why don’t we like our only Nobel laureate?

12 Ağustos 2011 Cuma

Babil Kulesi’nde dilsiz kalmak: Elif Şafak’ın İskender’inde dil ve üslup sorunu


Alper H. Yağcı

Yapay bir dille karşı karşıyayız. Soyu sopu ve göndergeleri farklı dil parçaları, zaten herbiri bir melezliğin veya göçmenliğin ürünü olan karakterlerin ağızlarına neredeyse rastgele serpiştirilmiş. Bir cümlede Kürtçe ünlemlerle bezeli bir taşra ağzıyla konuşan karakter, aynı diyaloğun bir sonraki cümlesinde sanki Gossip Girl oluveriyor. Üst üste konulan diller, kendilerine yüklenmek isteyen anlamı taşıyamamış da birbirlerinin üzerine çökmüş sanki. Bir çokdillilik beklerken dilsizlik buluyoruz. Araf romanındaki gibi, kendini evinde hissettiği bir dünyadan bahsederken inandırıcı olabiliyordu Şafak’ın dil oyunları. İskender’de evinden çok uzağa düşmüş, dilini kaybetmiş. Tüm bu üslup sorunları, aklınızda kalacak imgelere, teşbihlere, belki birkaç yıl kulağınıza küpe olacak özdeyişlere hiç rastlamayacaksınız anlamına gelmiyor. Ülkenin en popüler yazarı Elif Şafak’tan bu kadarını da bekliyoruz zaten. Ben daha fazlasını bekliyordum, hayal kırıklığına uğradım.


10 Ağustos 2011 Çarşamba

‘İhracat sektörümüz edebiyatı baltalamayın!’ Elif Şafak – İskender vakası üzerinden Türkiye’de eleştiri geleneğine bakmak


Alper YAĞCI

İntihal, son derece ciddi ve lafı kolay kolay edilemeyecek bir iddia. Fakat bir hakaret, bir saldırı değil. Yani ‘"bir edebiyatçıya intihal suçlaması yapmak küfür etmekten farksız’ yazanlar yanılıyor. Küfretmek terbiyesizliktir, bel altı vurmaktır. Küfre yanıt vermekten imtina ederiz. İntihal ise, somut verilerle temellendirildiği vakit, ciddi bir kafa mesaisi ile yanıtlanması gereken bir iddiadır. Eleştiridir. İskender vakasının gösterdiği o ki, maalesef Türkiye'de bir eseri doğrusuyla yanlışıyla, artısıyla eskisiyle tartıp eleştirel bir süzgeçten geçirmeyi ayıp sayıyoruz, ‘dostlarımıza’ bunu yapmayı kendimize yediremiyoruz, ‘düşmanımıza’ layık görüyor, bize bunu yöneltene de düşman gözüyle bakıyoruz. Eleştiri demek saldırı demek oluyor, karalama demek oluyor, eleştirmenin elinde kala kala kötü bir şairane tatla bestelenmiş yapış yapış övgüler sıralama hakkı kalıyor... Bu yalnız edebiyatta değil, her alanda böyle. Güncel edebiyatı, çoksatar edebiyatı eleştirebilen, bunu Joyce’tan, Mann’dan, Dostoyevski’den damıttığı birikimle yapan, ama bu birikimi okuyucuyu ürkütmeden, gözüne sokmadan kullanabilen popüler eleştirmenlere ihtiyacımız var.

5 Aralık 2010 Pazar

Kim var imiş biz burada yoğ iken

Birazdan okuyacaklarınız benim kalemimden çıkan cümleler değil. Çalışmalarını Amerika'da sürdüren Cemal Kafadar'ın ilk baskısı geçen sene yapılan ve başlıktaki ismi taşıyan kitabından alıntıladıklarım. Kitap Kafadar'ın farklı yerlerde yayınlanmış dört makalesinden oluşuyor: üçü İngilizceden çeviri. Cemal Bey'den ders almışlığım yok, ama dersinde bulunanlardan edindiğim izlenim sağlam bir tarihçi olduğu yönündeydi. Okuduğum, yaklaşık beş dakika önce, önsözden edindiğim izlenimse Cemal Hoca'nın duyduklarımdan da fazlası olduğu. Reklamını yapması benden, kitabı alıp okuması sizden.

14 Kasım 2010 Pazar

Kitap Eleştirisi: Antropoloji Tarihi


Antropoloji Tarihi
Thomas Hylland Eriksen ve Finn Sivert Nielsen
İletişim Yayınları, 2010, 296 sayfa
Çeviren: Aksu Bora

Antropoloji bilimi nedir; neyi araştırır, nasıl şekillenmiş ve günümüzdeki konumuna gelmiştir? Antropoloji, bugünün halklarını anlamak adına bize ne gibi kuramsal perspektifler kazandırmıştır ve bu perspektifler, farklı disiplinlerin etkisinde, ne gibi dönüşümler geçirmiştir? Kabaca özetlemek gerekirse, elimizdeki kitap bu sorulara yanıt arıyor.

12 Eylül 2010 Pazar

İslam'a Karşı Laiklik


İslam’a Karşı Laiklik
Olivier Roy
Agora Kitaplığı, 2010
Çeviri: Ender Bedisel

2 Mayıs 2010 tarihli Radikal gazetesinin Yorum sayfasında, Agnes Poirier’in kaleminde çıkan ve orijinal metni The Guardian’da yayımlanan makale, ülkemizde de tartışmalara konu olan başörtüsü ve türban yasağının Fransız kamuoyunda neden olduğu tartışmalara ışık tutuyordu. Poirier, makalesinde şöyle diyordu: “Sarkozy, Pandora’nın kutusunu açtı ve kilidi de kaybetti… Konu o kadar utanç verici hale geldi ki, Sarkozy başbakanı François Fillon’a olaya el koymasını ve hızla, hatta yazdan önce yeni bir yasa hazırlamasını söyledi… Yasalar ve düzenlemelerin nüanslarına, fakat aynı zamanda Fransa’yla ABD veya Britanya arasındaki farklı gelenekleri açığa vuran siyaset felsefesine dair bir mesele bu. Fransa’da, ABD veya Britanya’daki insanların ‘sivil özgürlükler’ dediği şeyin bahsi pek edilmiyor. Fransızlar insan haklarından dem vuruyor. Elbette iki kavramın çakışma noktası var, fakat Fransa gibi bir ülkede devlet başka yerlerde resmi alanın dışında kalması gereken temel yurttaşlık hakları olarak görülen şeye sık sık müdahalede bulunuyor.” (Radikal, Yorum, 2 Mayıs 2010)