
(bu bir film eleştirisi değil, sadece bir yarım-filmin düşündürdükleridir)
Geçen bayram öncesinde, Bodrum’a gitmek üzere bir otobüse bindik arkadaşımla. Artık eski tür otobüs pek kalmadığından, “ akıllı koltukları” olan otobüslerden birisiydi bu da. Bir süre Türkiye TV’lerinde izleyecek bir şey aradıktan sonra, Okan Bayülgen ve Hülya Avşar’ın birlikte jürilik yaptıkları kısa film yarışmasına takıldık, kısa süre sonra bu program bitince, film arayışına giriştik biz de. Hepsinde olduğu gibi bu otobüste de sınırlı sayıda film seçeneği vardı, aralarından birisi ikimizin de dikkatini çekti, sonradan çok önemli bir film olduğunu öğrendik ama o ana kadar duymamıştık adını: Mr. Nobody. Bu filmin yarı- izlenme öyküsü aşağıda okuyacağınız, onlarca değişkeni sorgulayarak her gün kararlar vermek zorunda olan bir “somebody”nin, “nobody” olmak konusunda kafasında oluşan sorulardan birkaçını ortaya çıkardı. Yani bu satırların yazarı okuyucuyu en baştan uyarıyor; film üzerine herhangi bir cevap (tez) yerine, yaşamak üzerine bolca soru bekliyor okuyanı.