Günümüzün en sık telaffuz edilen kavramı olan sosyal medyayı bir yenilik, bir devrim, veya bir imkan olmaktan öte kendimi geliştirmek ve hayatı, insanları sorgulamak için bir fırsat olarak görmeye başladım artık. Sosyal medya derken ne kastettiğimin anlaşılması için belki de kendi sosyalliğimin aslında çağın biraz gerisinde bile sayılacağını belirtmeliyim. Bir twitter hesabım yok, şimdilik sadece sanal olmayan hayatta da arkadaşım diyebileceğim kişileri arkadaşım olarak kabul etmeye çalıştığım facebook bile kendimi çağa ayak uyduramayan bir ihtiyar gibi hissettirmeye yetiyor zaten.
Blog, Boğaziçi Üniversitesi vesilesiyle tanışan bir grup arkadaşın eseridir. Blogda "serbest kültür çalışmaları" diye tanımlanacak denemeler yer alır. Yazarları bir araya getiren, ortak siyasi duruş veya estetik beğeni değil, özgür düşüncenin meyvelerinin değerli olduğuna duyulan inançtır. Bize ulaşmak için: fmoblogu@gmail.com
taciz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taciz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Kasım 2011 Cumartesi
Sosyal Medyanın Bir Varmış Bir Yokmuşluğu
Etiketler:
23 Ekim 2011 Van depremi,
devlet,
Facebook,
sosyal medya,
taciz,
twitter,
vatanseverlik,
zorunlu askerlik
27 Şubat 2009 Cuma
kadın ve gece
Bir kadın… Sokakta yürüyor. Bir Pazar günü. Güneşin henüz gülümsediği saatler. Bir Pazar günü. Sokaklar sessiz. Pek ıssız. Kadın, yalnız. Zorlu bir yokuşu tırmanırken, birinin adımları arkasında. Hemen dönüp bakmıyor. Emin oluyor, takip ediliyor. Bir an sonra dönüyor artık. Gençten bir adam oradaki. Adamın adımları hızlanıyor. Kadın yine dönüp bakıyor. Adamın elleri pantolonunun içine kayıyor. Yüzünde o çirkin tehditkar ifade. Kadına yapacaklarını okuyor. Kadın çeviriyor başını. Başlıyor koşmaya. Fakat yokuş dik, yokuş bitmiyor. Adam da peşinden. Yokuş bitiyor, bakkala giriveriyor kadın. Öteki tabi çekip gidiyor. Hikaye burada bitmiyor. Soruyor bakkal adama kadın, “Şunu tanıyor musunuz?”. Anlatıyor başına geleni. Adam şöyle bir süzüyor kadını. Daracık bir pantolon giymiş kadın. Adam bakkalın bakışları adam tacizcinin davranışını haklı çıkarmaya çalışıyor. Ekliyor: “Mahallenin delilerinden biri. Burada çok var onlardan. N’aparsın…”. Kadın yumruk yemiş gibi kalakalıyor. Şaşkın bakıyor sadece. Terk ediyor dükkanı tek laf etmeden… Tümüyle yalnız olduğunun bilincinde.
Aylardan sonra bir çağrı maili geliyor. Hisarüstü’nde bu gibi olayların artmasının ardından BÜKAK (Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü) bir gün içinde toplanıyor ve acil eylem planı alıyor. Bilgisi bana da bir arkadaşım aracılığıyla geliyor. Böylece dün gece (25 Şubat) 23.00’te 2.Kız Yurdu’nun önünde buluşuyoruz. Hatrı sayılır bir kalabalıkmışız meğer. “Geceleri de sokakları da istiyoruz”, “Börekçide, Simitçide, Hisarüstü’nde tacize hayır” sloganlarıyla yürüyoruz. Börekçinin, simitçinin önünden geçerken inadına yükseltiyoruz çığlıklarımızı. Geçen arabalardaki adamlar, yoldaki adamlar, polis adamlar, pencerelerdeki adamlar hepsi şaşırıyor. Bu defa gece bizim. Kadınların adımlarıyla, haykırışlarıyla yırtılıyor gece. İşte bu defa yalnız değiliz. Tacizlere rağmen geceleri sokakları terk etmeyeceğiz. İnadına var olacağız, inadına görüneceğiz.
Çok sevdiğim bir şiiri bu noktada sizlerle paylaşmak istiyorum.
YOLDAKİ YALNIZ KADIN
Bir sakıncadır, bir tehlikedir bu
hâlâ erkeklerin olan bu dünyada
yürümek yalnız başına.
Her dönemeçte bekler seni
pususu saçma rastlantıların.
Sokaklar yaralar seni
meraklı bakışlarla.
Yoldaki yalnız kadın.
Tek savunman senin
savunmasız olman.
Düşünmedin erkeği
dayanılacak bir destek gibi,
yaslanılacak bir ağaç gövdesi,
sığınılacak bir duvar gibi
düşünmedin erkeği.
Düşünmedin erkeği
bir köprü, bir tramplen gibi.
Yapayalnız çıktın yola
eşit koşullarda tanımak istedin
ve istemedin hiçbir şey erkeği sevmekten başka.
Uzaklara gidebilecek misin,
yoksa düşecek misin çamurlara?
Bilmiyorsun, direngensin ama.
Devirseler de seni yarı yolda
gene de bir yerlere varmış olacaksın
mutlaka.
Yoldaki yalnız kadın
Her şeye rağmen yürüyorsun
Her şeye rağmen durmuyorsun.
Hiçbir erkek
yalnız olamaz
bir kadın kadar.
Karanlıklar diker önüne
bir kapalı kapı.
Geceleyin hiçbir kadın
tek başına gidemez yolda.
Ama güneş, bir gardiyan gibi tıpkı,
açar uzayı sana
tan vakti.
Ama karanlıkta da yürüyorsun sen
çevrene korkuyla bakmadan.
Ve her adımın
bir güvenlik belgesidir
seni uzun süre korkutan
erkek için.
Adımlar çınlıyor taşlarda.
Yoldaki yalnız kadın.
En sessiz, en yürekli adımlar
aşağılanmış toprakta,
kendisi de yolda
yapayalnız bir kadın olan toprakta.
Blaga Dimitrova
Çeviren: Özdemir İnce
Aylardan sonra bir çağrı maili geliyor. Hisarüstü’nde bu gibi olayların artmasının ardından BÜKAK (Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü) bir gün içinde toplanıyor ve acil eylem planı alıyor. Bilgisi bana da bir arkadaşım aracılığıyla geliyor. Böylece dün gece (25 Şubat) 23.00’te 2.Kız Yurdu’nun önünde buluşuyoruz. Hatrı sayılır bir kalabalıkmışız meğer. “Geceleri de sokakları da istiyoruz”, “Börekçide, Simitçide, Hisarüstü’nde tacize hayır” sloganlarıyla yürüyoruz. Börekçinin, simitçinin önünden geçerken inadına yükseltiyoruz çığlıklarımızı. Geçen arabalardaki adamlar, yoldaki adamlar, polis adamlar, pencerelerdeki adamlar hepsi şaşırıyor. Bu defa gece bizim. Kadınların adımlarıyla, haykırışlarıyla yırtılıyor gece. İşte bu defa yalnız değiliz. Tacizlere rağmen geceleri sokakları terk etmeyeceğiz. İnadına var olacağız, inadına görüneceğiz.
Çok sevdiğim bir şiiri bu noktada sizlerle paylaşmak istiyorum.
YOLDAKİ YALNIZ KADIN
Bir sakıncadır, bir tehlikedir bu
hâlâ erkeklerin olan bu dünyada
yürümek yalnız başına.
Her dönemeçte bekler seni
pususu saçma rastlantıların.
Sokaklar yaralar seni
meraklı bakışlarla.
Yoldaki yalnız kadın.
Tek savunman senin
savunmasız olman.
Düşünmedin erkeği
dayanılacak bir destek gibi,
yaslanılacak bir ağaç gövdesi,
sığınılacak bir duvar gibi
düşünmedin erkeği.
Düşünmedin erkeği
bir köprü, bir tramplen gibi.
Yapayalnız çıktın yola
eşit koşullarda tanımak istedin
ve istemedin hiçbir şey erkeği sevmekten başka.
Uzaklara gidebilecek misin,
yoksa düşecek misin çamurlara?
Bilmiyorsun, direngensin ama.
Devirseler de seni yarı yolda
gene de bir yerlere varmış olacaksın
mutlaka.
Yoldaki yalnız kadın
Her şeye rağmen yürüyorsun
Her şeye rağmen durmuyorsun.
Hiçbir erkek
yalnız olamaz
bir kadın kadar.
Karanlıklar diker önüne
bir kapalı kapı.
Geceleyin hiçbir kadın
tek başına gidemez yolda.
Ama güneş, bir gardiyan gibi tıpkı,
açar uzayı sana
tan vakti.
Ama karanlıkta da yürüyorsun sen
çevrene korkuyla bakmadan.
Ve her adımın
bir güvenlik belgesidir
seni uzun süre korkutan
erkek için.
Adımlar çınlıyor taşlarda.
Yoldaki yalnız kadın.
En sessiz, en yürekli adımlar
aşağılanmış toprakta,
kendisi de yolda
yapayalnız bir kadın olan toprakta.
Blaga Dimitrova
Çeviren: Özdemir İnce
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)