5 Kasım 2010 Cuma

5 Kasim 2010 Bogazici Universitesi olaylari

Bugun Basbakan Recep Tayyip Erdogan Bogazici Universitesi'ndeydi. Onunla birlikte polisler de. 5 yillik Bogazici Universitesi deneyimimde, okulda bir kere bile polis gordugumu hatirlamiyorum. "Alanci karsiti" olarak bilinen bir kulubun (Isletme Kulubu) dort yil boyunca aktif uyesi olan biri olarak, bu dort yilda okula polis girdiyse benim hatirlamam lazim. Kesin girmistir, ama ben hatirlamiyorum.


Bugun okula polis girmis, demokratik hakkini kullanan ogrencileri tartaklamis, kampusu biber gaziyla zehirlemis.

Kampusu romantize etmek degil amacim. Cem Berk Aydin, o kampusu nasil gordugumuzu cok iyi anlatmis http://www.avazavaz.org/ internet sitesinde: "Bugun malum olaylara sahne olan o yasam alaninda biz yillardir istedigimizi soyleyebiliyoruz. Istedigini soyleyebilen digerlerini anlayarak, istedigini soyleyebilen digerlerini yargilamadan, o yasam alanina her bireyin ayri ayri yadsinamaz katkilar yaptiginin farkinda olarak."

Sonra, bugunku olaylarin akillarda silinemeyecek soru isaretleri biraktigini soylemis.

Silinemeyecek soru isaretlerinin ortaya cikmasindan cok, gitgide kalicilasan unlemlerle dolu benim kafam. Demokratiklesmeden anladigi, dort-bes yilda bir secim duzenleyip oylarin cogunlugunu alamasa da iktidar olmak ve her kamu kurumuna kendi yandaslarini getirmek olan bir siyasi hareketin ve onun liderinin gercek ve dinamik bir demokrasiye tahammulsuzlugunun ne ilk ne de son gostergesi bugun olanlar.

Gercek demokrasilerin ayirt edici ozelligi, toplumsal hayati duzenleyen kararlarin bu kararlardan etkilenecek kitlenin katilimiyla alinmasidir. Bu katilim, yalnizca secim mekanizmasiyla saglanmaz. Iki secim arasinda gecen surede alinan kararlarin kitlenin katilimiyla alinabilmesi icin, secmenlerinin goruslerini yansitan milletvekilleri, bir tartisma platformu olarak basin, goruslerin sekillenmesi ve somutlasmasi icin partiler ve sivil toplum orgutleri, goruslerin dogrudan ifade edilebilmesi icin gosteriler gibi daha bircok mekanizmanin islemesi gerekir, ustelik bu mekanizmalar secimlerden cok daha elzemdir. Tam da bu yuzden, ustu ortuk bir sekilde entellektuel cevre tarafindan kabullenilen "askeri secimle gonderemiyorduk, AKP iktidarini secimle gonderebiliriz, o yuzden bu demokratik" argumanini gecerli sayamayiz. AKP, Turkiye'de demokrasiyi yerlesiklestirecek mekanizmalari ve diyalog sureclerini calistirmamayi tercih ediyor, gercek bir demokrasi yerine gercek bir hegemonya tesis ediyor.

Bugun Bogazici'nde olanlar, tum bunlarin bir diger gostergesi. Icsellestirdigimiz bir mekanda olup bittiginden, bugun olanlar icimizi bir nebze daha cok yakiyor elbette. Ama bunlar ne ilk ne de son. Demokrasiden beklentilerimizin AKP'nin sagladiklariyla sinirli olmadigini (demokratik haklarimizi kullanarak) yuksek sesle haykirmadikca, hegemonyanin kurulusu hizlanacak.

Kafalarda olusan isaretleri eyleme cevirmenin zamanidir.

Not: Bu yazi, kullandigi dil nedeniyle o sekilde anlasilma potansiyeli barindirsa da, Fikir Mahsulleri Ofisi'nin toplu gorusunu yansitmaz.

5 yorum:

Alper Yağcı dedi ki...

Pek katiliyorum.

SE7IN dedi ki...

benim boğaziçi'yle ilgili en övündüğüm şey eğitimi, kültürü vs.'den öte okula polis girmemesi, girememesiydi. ekşi sözlük'te konuyla ilgili başlıkta bir yazar "içim acıyor, memleketim işgal edilmiş gibi oldum tb'nin merdivenlerinde çevik kuvvet'i görünce" demiş, can-ı gönülden katılıyorum. bir de bu yaşananların pek iktidar karşıtı, pek laik, pek solcu rektörümüzün döneminde yaşandığının da dikkatlerden kaçmamasını talep ediyorum. (not: şeytandan başka kimsenin avukatlığını yapmak gibi bir niyetim yoktur.)

adsumcu dedi ki...

Sevgili Öğrenciler,

5 Kasım Cuma günü üniversitemizde yaşanan olaylarla ilgili olarak, değişik
sebeplerle bugüne kadar yazılı veya sözlü bir açıklamada bulun(a)mamış olsam
da,

1. Elimden gelen tedbirleri almaya çalışmadığımı,

2. Çıkan olaylardan son derece üzgün olmadığımı,

3. Rektör olarak üniversitenin hassasiyetini ilgili mercilere iletmediğimi
ve iletmeye devam etmeyeceğimi düşünmenizi istemem.

Sevgilerimle.

Kadri Özçaldıran

-Okulun iç mail sisteminden gelen maildir.

adsumcu dedi ki...

Hocaların imzaladığı bir bildiri

"Başbakanın bir üniversite 'ziyareti', demokrasi ve akademik özerklik"

O cuma günü Boğaziçi kampüsü dışarıdan getirilmiş olan çeşitli resmi ve sivil emniyet güçleri tarafından adeta 'teslim' alındı. Üniversitenin sokak ve meydanları öğrencilere ve öğretim üyelerine yasaklandı. Hükümete yönelik eleştirilerini pankart ve sloganlarla dile getirmek isteyen öğrenciler tartaklandı, ablukaya alındı, üzerlerine biber gazı sıkıldı. Çevik Kuvvet bazı binaların içine, odalara kadar girdi, öğrencileri kovaladı. Bu orantısız ve abartılı polis gücü ve şiddet karşısında öğrencilerimizin hiçbir şiddete başvurmadan sivil protesto geleneklerini koruyabilmelerini bizim şansımız ve öğrencilerin kutlanması gereken bir erdemi olarak görüyoruz. Daha büyük olayların çıkmamış olması öğrencilerimizin olgun tavırları sayesindedir.


Çevik Kuvvet, başbakanlık korumaları ile sivil polisin sınır ve hukuk tanımaz tavırlarıyla üniversite özerkliğini ayaklar altına aldığı, ifade özgürlüğü ve temel demokratik hakları hiçe saydığı
o gün üniversitemizin köklü gelenekleri, ilkeleri ve akademik onuru çiğnenmiştir. Olanlardan büyük üzüntü duyuyor, bunun sorumluluğunu taşıyor, ilgili emniyet ve hükümet yetkililerini kınıyor ve onları da sorumluluklarının gereğini yapmaya çağırıyoruz.

aytugs dedi ki...

Kulupler Arasi Kurul (KAK) aciklamasi...

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ KAMUOYUNA

5 Kasım Cuma günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı açılışlar yapmak üzere okulumuza gelmesi gerekçesiyle kampüsümüz ve çevresinde sert güvenlik önlemleri alınmıştır. Kampüsümüz sivil polisler, çevik kuvvetler ve onların panzerlerince işgal edilmiştir. Güney Kampüs’te bu ziyareti ve kampüsün polis tarafından işgalini protesto etmek amacıyla toplanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine biber gazıyla müdahale edilmiş, öğrencilere fiziksel şiddet uygulanmış, bu esnada ders yapılmakta olan Fen Edebiyat Fakültesi asılan pankartın indirilmesi gerekçesiyle basılmıştır.

Bu yaşananlar, Boğaziçi Üniversitesi’nin yıllardır süregelen özgürlükçü geleneğine saldırıdır. Biz Boğaziçi Üniversitesi Kulüpler Arası Kurulu (KAK) olarak, üniversitemizin bu geleneğini sahipleniyor, 5 Kasım Cuma günü gerçekleşen polis müdahalesini şiddetle kınıyoruz.

Tüm bu olaylar öncesinde ve sonrasında öğrencilerin güvenliğinden sorumlu olan üniversitemiz yönetimi bu konuya müdahalede yetersiz kalmıştır. Yönetim yaşananlar hakkında henüz bir açıklama yapmamıştır. Biz öğrenci kulüpleri olarak üniversite yönetiminden bir açıklama bekliyoruz.

B.Ü. Kulüpler Arası Kurulu